Kategoriler
Güncel Sağlık Bilgileri YouTube

Omega-3 efsanesinin sonu mu geldi?

Omega-3 efsanesinin sonu mu geldi?

Omega-3 efsanesinin sonu mu geldi?

Geçen hafta Amerikan Tıp Birliği Kardiyoloji dergisinde yayınlanan makale bu takviyeler ile ilgili yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. On büyük omega-3 çalışmasının genel istatistiki değerlendirmesi ile yapılan bilimsel meta-analiz; daha önce vasküler hastalığı olanlarda Omega-3 kullanımının hiçbir işe yaramadığını ortaya koydu.

Amerikalı doktorlar çalışmaya şu basit soru ile başladılar:

Deniz kaynaklı omega-3 takviyeleri, kardiyovasküler hastalık riski yüksek olan bireylerde; ölümcül ya da ölümcül olmayan koroner arter hastalığını önlemede etkili mi?

Peki, bu çalışma (Meta – analize) nasıl tasarlandı, kimler dahil edildi?

Omega – 3 ile ilgili yapılan 10 büyük bilimsel çalışmanın verileri toplandı ve bu çalışmalar kapsamında; 4,4 yıl süreyle deniz kaynaklı omega-3 takviyesi aldığını belirten ve daha önce koroner arter hastalığı vb. major vasküler rahatsızlıkları olan 77917 kişi üzerinde istatistiki analiz yapıldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda çalışmaya alınan bireylerde koroner arter hastalığı ya da herhangi bir vasküler hastalıkla ilişkili bir azalma olmadığı gözlenmedi.

Bu çalışma neden önemli?

Hali hazırda pek çok tıbbi kılavuz, koroner arter hastalığı ya da major vasküler hastalığı olanlarda, deniz kaynaklı omega – 3 yağ asidi kullanımını yeni koroner arter hastalıkların ya major vasküler hastalıkların ortaya çıkmaması için önermekteydi. Fakat bu alanda yapılan çalışmalar birbiri ile çelişiyordu. Bu çalışma ile birbirinden farklı ama aynı amaçlı yapılan çalışmalara bir genel bakış imkanı sunuldu.

Ne bulundu ve bu gelişmeler ne anlama geliyor?

Bu çalışma kardiyovasküler hastalık riski yüksek olan bireylerin omega – 3 takviyesi alması gerektiğine ilişkin bilimsel kanıtların geçerli olmadığını ortaya koydu. Bu arada, yapılan bu çalışmanın herhangi bir damarsal rahatsızlığı olmayanlarda omega-3 kullanımı ile ilgili olmadığının altını çizmekte fayda var. Bu konudaki bilimsel çalışmalar ise hali hazırda sürmekte. Yani yakında omega – 3’ün gerçekten koruyucu olup olmadığını da net bir şekilde öğreneceğiz.

Kısaca:

Koroner arter hastalığınız varsa ve size bu takviyeyi kullanmanız önerilmişse bunun artık bilimsel olarak hiçbir anlamı ve faydası yok!

Omega-3 Nedir?

Doymamış yağ asitleri grubuna dahil olan yağ asitleridir ve insan vücudu tarafından üretilemez, bu yüzden dışarıdan alınması gerekir. Badem, fındık, keten tohumu, somon , uskumru gibi gıdalarda bulunan esansiyel bir yağ asididir.

Kaynak: Associations of Omega-3 Fatty Acid Supplement Use With Cardiovascular Disease RisksMeta-analysis of 10 Trials Involving 77 917 Individuals

omega-3

 

 

 

 

 

 

 

 

Instagram’dan takipte kalın:

instagram.com/ozgurniflioglu

Uzm. Dr. Özgür Niflioğlu

Obezite – Diyabet – Tiroid ve Sağlıklı Yaşam Danışmanlığı

İç Hastalıkları ve Fitoterapi Uzmanı

Kategoriler
Güncel Sağlık Bilgileri YouTube

Bu hastalıklarınız varsa diyete başlamayın!

Kategoriler
Güncel Sağlık Bilgileri YouTube

Hangi hastalıklar diyetle kilo vermeyi engeller?

 

Uzm. Dr. Özgür Niflioğlu kilo vermeye engel olan hastalıkları anlatıyor. Obezite yani fazla kilolu olma durumu metabolik bir hastalıktır. Obeziteye sebep olan 4 temel hastalık tedavi edilmediği sürece ne kadar diyet yaparsanız yapın kilo veremezsiniz. İşte kilo vermeyi engelleyen hastalıkların ilki.

 

Kategoriler
Güncel Sağlık Bilgileri YouTube

Obezite Atölyesi’nden sıradışı Babalar Günü Kutlaması :)

Babalar Günü ‘nüz Kutlu Olsun! Obezite Atölyesi‘nden sıradışı babalar günü kutlaması 🙂

Uzm. Dr. Özgür Niflioğlu

Kategoriler
YouTube

Senin için Sana Özel Obezite Programı Uzman Dr. Özgür ile Özgürce! #obezite #obeziteatolyesi #diyet #diyetisyen #dahiliyeuzmanı

To participate online obesity program please click here

Büyük saçmalık: “Az ye, çok hareket et, kilo kaybet”

Nereye kadar?

Kilo vermenin az yemek yiyerek aç karnına dolaşmaktan ve çok hareket edip tükenmekten geçtiğini düşünüyorsanız bu yazı tam size göre!

Kalori kısıtlayıcı diyetler mantıklı mı?

Eminim yıllardır pek çok kez diyet yaptınız, üç verip beş, beş verip on, on verip on beş kilogram geri aldınız…

Yaptığınız kalori kısıtlayıcı diyetler belki o günü kurtardı ama sizi eskisinden daha da kilolu hale getirdi.

Yapılan pek çok bilimsel çalışma kalori kısıtlayıcı diyetlerin en nihayetinde hiçbir işe yaramadığını, üstüne üstlük ilave kilo aldırdığını kanıtlamış durumda. Hal böyle iken aç karnına gezip kilo vermeyi beklemek ne kadar mantıklı?

kilo vermenin en iyi yoluHep aç mı kalacağız?

Dünyanın en ünlü tıp fakültelerinden biri olan Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümü Profesörü Dr. David Ludwig yeni kitabı olan “Hep aç mı kalacağız” kitabında tam da bu konudan bahsediyor ve şöyle diyor:

“Yıllarca kalori kısıtlayarak kilo verileceği düşüncesiyle insanlar aç bırakıldı. Bu yöntem uygulanırken insanın doğal fizyolojisi ve vücudun doğal çalışma düzeni göz ardı edildi.

Klasik ve şablon diyet listelerine mahkûm edilen modern çağ insanı yemek yemedikçe kilo aldı. Kilo aldıkça yememeye çalıştı ve daha da çok kilo aldı! Bugüne kadar kimse bunun üzerine fazla düşünmedi, ancak altta yatan durum oldukça netti:

“Açlık en güçlü ve en ilkel reflekstir”

Aç kaldıkça vücutta bir kısım endokrinolojik ve hormonal mekanizmalar harekete geçer. İnsan birkaç gün ya da birkaç hafta aç kalma durumu ile baş edebilir, ancak bu durumu uzun süre sürdüremez! İnsan önce aç kalmamak sonra da ölmemek için kendi nefsine karşı savaş açar!

Sonuçta aç kalıp daha fazla kilo alırsınız…

Peki, bu savaş neden kilo aldırır?

Uygulanan şablon diyetlerle insan açlık hissettikçe bir takım ilkel refleksler devreye girer. Siz yediğinizi içtiğinizi azalttıkça vücudunuz metabolizma hızını azaltır. Vücut metabolizma hızını azalttıkça da vücudun birim zamanda yaktığı kalori azalır. Çünkü vücudun azalan gıda girişine ilkel cevabı hayatta kalmak için harcadığı enerjiyi azaltmaktır. Bu durum aynı şarjı bitmeye yüz tutan cep telefonlarının ekran ışığını kısarak daha uzun süre dayanmaya çalışmasına benzer. Bir süre sonra vücut bu duruma da dayanamaz beyinin salgıladığı bazı hormonlar vasıtasıyla yağ hücrelerine yenilen içilen ne varsa yağ olarak depolaması emredilir. İşte bu noktada deyim yerindeyse kıyamet kopar. Bu andan itibaren tabiri caizse su bile içseniz size yarar, yani yediğiniz en ufak şablon diyet ürünü bile yağa dönüştürülür size daha da fazla kilo olarak fatura edilir.

Sonuç olarak bütün geleneksel diyetler en sonunda daha fazla kilo almanıza ve diyeti büyük nefret ve öfke ile bozduğunuz yeme atakları ile sonlandırmanıza sebep olur.

Hiç kilo veremeyecek miyiz?

Günümüz bilim insanları artık kesinlikle standart şablon diyetler uygulayarak kilo vermenizi önermiyor. Bunun yerine kişiye özel yeme programlarını ve doğal besinlerin gündelik hayatınıza uygun bir şekilde eklenmesini tavsiye ediyor. Kısacası kilo vermenin yolu artık klasik diyetlerden geçmiyor!

Yarınki yazım “o halde kilo vermek için ne yapalım?”