Kategoriler
Köşe Yazılarım

Bugün nedir bilir misin?

O sesi duydunuz mu?

Durun ve dinleyin,

duyabiliyor musunuz?

Dile kolay,

90 yıl önce, 9 Eylül sabahı duyuldu o ses.

Bağımsızlığın ve kurtuluşun sesi!

Bir milletin yok olurken, yeniden var olabilmesi,

işte o gün mümkün oldu.

x x x

Emek verildi, can verildi, gönül verildi.
Yoktu.
Açtı.
Fakirdi.
ama becerilebildi!

x x x

Her 9 Eylül’den sonra yağmur yağar İzmir’e…
Takip edin bakın…

x x x

Yağmurlu havalarda daha çok seviyorum bu şehri.
Yollarda biriken sulara, çamurdan “rezil” olan ayakkabılara, zaman zaman taşan derelere, felç olan trafiğe rağmen seviyorum.
O, bir sevdadır demişler, boşuna dememişler.
Böyle zamanlarda, hüznünü ve yalnızlığını, üzerimize gözyaşı olarak döküyor sanki.
Son on yıldır, doğru dürüst, taş üstüne taş konmayan bir şehir İzmir,
ama olsun, böyle de seviyorum onu.
Öyle ki, eleştirmek bile acı veriyor zaman zaman.
“Dost acıyı, tatlı söyleyendir” demiş Hz. Mevlana,
Tatlı söylemeye niyet edip, yazıyorum bu satırları.
Sorunun değil, aklın bir parçası olmak gayretim.
İzmir’i kötü yönetenlere ve yaftalayanlara inat,
doğruyu bulacaktır bu şehir.
Binlerce yıldır olduğu gibi.
Kurtuluşa bir daha erecektir.
***
Nobel edebiyat ödüllü, İzmirli şair Yorgo Seferis’in şiirinde söylediği gibi bekliyor İzmir…

x x x

Üç yıl boyunca
hiç durmadan haberciyi bekledik
gözlerimizi dikip
çamlara, kıyıya ve yıldızlara.
Bir olup sabanın demiriyle, omurgasıyla geminin,
İlk tohumu arıyorduk
eski oyun yeniden başlasın diye.

x x x

9 Eylül Kutlu,
ve en içten dileklerimle
İzmir’i kötü yönetenler artık yolcu olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir