Kategoriler
Köşe Yazılarım

Sözün bittiği yer!

Biz o zeytin göz yaşlarındaki ege köylüsüyüz,

Hani hasadına yüreğini katan,

Sevgisini ağaca, güle ve dikene bırakan,

Sofraları kekik kokan Ege köylüsüyüz!

Hangi insan ağlamaz ki ağaç için?

Hangi insan ağlamaz ki toprak için?

Yüreği ateş çalmaz mı doğa için?

Toprağa, yeşile, doğaya bu öfke ne diye?

Kaydırılamaz mı otoyol bir kilometre ileriye?

Konulamaz mı termik santral başka bir yere?

Soruyorum size;

Bu amcanın göz yaşlarını hakir gören kalp,

Nasıl atabilir Allah Allah diye?

 


Kategoriler
Köşe Yazılarım

Yeni mecburi hizmet düzenlemesi ne getirecek?

Geçtiğimiz yıllarda Sağlık Bakanlığı nezdinde yaptığımız görüşmelerde;

Özellikle aynı bölgelere aynı doktor arkadaşlarımızın tekrar tekrar mecburi hizmete atanmasının adaletsiz bir durum olduğunun altını çizmiş, bu konuda değişiklik talep etmiştik.

Her ne kadar mecburi hizmet uygulamasının “bütünün” hem insan haklarına, hem çalışma haklarına, hem de hukuka aykırı bir durum olduğuna inansak da bu istisnai önerimiz Sağlık Bakanlığı tarafından kabul görmüş ve geçtiğimiz yıl bu konunun torba yasa içerisinde değerlendirileceği sinyalini almıştık. Geçen yıl konuyla ilgili bu haberler basına da yansımıştı.

Peki, bu son düzenleme neden önemli?

Birçok hekim arkadaşımız tıp fakültesinden, tıpta uzmanlık eğitiminden ve tıpta yan dal uzmanlık eğitiminden sonra tekrar tekrar mecburi hizmet yapmak zorunda kalıyor. Örneğin pratisyenlik mecburi hizmeti için Hakkâri’ye atanan bir hekim uzmanlık eğitimi sonrasında da Hakkâri’ye atanabiliyor. Bu durum uygulamanın özünde adaletsizlik oluşturuyor. Yeni düzenleme bu tekrarı önlemek için yapıldı.

Yeni düzenleme ne getirecek?

Resmi Gazete ’de yayınlanan yeni düzenleme çerçevesinde Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Artvin, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Hakkâri, Iğdır, Kahramanmaraş, Kars, Malatya, Mardin, Muş, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli, Van illerinde mecburi hizmet yapanlar / TAMAMLAYANLAR! bir daha mecburi hizmet yapmaları durumunda istemezlerse bu illere tekrar atanamayacaklar.

Bir örnek verin?

Örneği Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Hakkâri’de mecburi hizmet yapan bir hekim, tıpta uzmanlık eğitimini bitirip uzman olunca yukarıdaki illere tekrar atanamayacak. Bu duruma bu illerin ilçeleri de dâhil olacak.

Yorum

Mecburi hizmetin 2005 yılından bu yana uygulanması özellikle geri kalmış bölgelerdeki hekim stokunu oldukça arttırdı. Esasında bu düzenleme ile birlikte Sağlık Bakanlığı artık eskisi kadar çok yeni hekime ihtiyacı olmadığının da mesajını vermeye başladı. Bu düzenlemenin bir sonraki adımı mecburi hizmetin tamamen kaldırılması olacaktır. Bir sonraki adımda ise yüksek ihtimal hekim işsizliğini konuşuyor olacağız. Şu anda Tıp Fakülteleri’nde çok fazla sayıda tıp öğrencisi hekim olmak için sırada bekliyor. Bu durum ilerleyen yıllarda kalite ve sayı kavramını tartışmamıza sebep olacak.

Son Söz: Mecburi hizmet denilen gayrihukuki dayatmacı kanunun evrensel insan haklarına kesinlikle aykırı olduğuna inanıyoruz. Türkiye’de hiçbir meslek grubunun –devlet tarafından okutulanlar– hariç olmak üzere- diplomasına zorla el konulmuyor.


Kategoriler
Köşe Yazılarım

Bakın hakkınız nasıl yendi?

Üç doğrunun çöpe gittiği,

Yanlışın ise ayakta takdir edildiği;

Garip bir dönemden geçiyoruz.

Her ne kadar yazdıklarımız,

Suya “sulu boya çalmak” olsa da;

Tarihe karşı sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum.

Türkiye hızla 2015 seçimlerine giderken,

Sağlıkta ne durumdayız,

Paylaşmak istiyorum!

Katılırsanız ne ala,

Katılmazsanız da eyvallah…

Haydi başlayalım:

Sağlıkta şiddet çözülmedi,

Hatta katlanarak devam etti…

Sağlıkta şiddet komisyonu,

“hastanede bir gece bile geçirmeyenlerle”

Yola dümdüz devam etti.

Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının özlük hakları “hiç” iyileştirilmedi,

Yıpranma payı için adım atılmadı,

Mecburi hizmette eş durumu sorunu aynen devam etti,

Hekim işgücü değersizleştirildi,

Hekim emeği çarçur edildi…

Hemşirelerimiz köle,

Taşeron işçilerimiz emeği üzerinden sömürülen nesne olmaya devam etti.

Hastanede münasip yerinizi sileceğiniz tuvalet kağıdı oranıza yapışırken,

Elinizi yıkayacağınız sabun,

Hastane mikroplarını öldürmeye yetmedi,

Kaliteden başı dönen sıhhiye sırça saray ekibi ise,

Ne demek istediğimizi asla bilemedi…

Sağlık Bakanlığı’nda paralel, üçgen ve kare üzerine,

Analitik geometri savaşları sürerken,

Sahada performans sistemi,

Kul hakkı yemeye devam etti.

Hem de bu rezalet sistemi açıklamaya,

Sadece dört işlem bile yetti.

Sözün özü;

2015 seçimlerine giderken;

Birini bile çözseniz,

Yemin ederim öpüp de başıma koyacağım.

Valla.

 


Kategoriler
Köşe Yazılarım

2 Doktor enkaz(!) altında kaldı

İzmir’in en ünlü hastanelerinden birinde,

Yaşanan gerçek bir olaydır…

Günlerden bir gün;

İki çocuk asistanına “acil nöbeti” yazılır,

O kadar çok hasta gelir ki,

Sabah güneş doğduğunda sadece ikisinin baktığı hasta sayısı bin beş yüze ulaşır!

Aç susuz ve uykusuz bir gece geçiren iki genç doktor,

Takip eden günün akşamına kadar çalışır…

Ertesi gün bu kadar çok hasta baktıkları için de onlara soruşturma! açılır…

Aziz Nesin tadında gerçek bir hikâyenin tam ortasında konuyu şuraya bağlayacağım;

Madenlerde ölen binlerce işçimiz,

Umursamadığımız bir iş güvenliği “olayımız var”

Peki, hastanelerde asistan hekimleri 33 saat çalıştıran,

Başhekimlere,

Hastane yöneticilerine,

Ve onların patronları! genel sekreterlere iş güvenliğini yok saydıkları için ne zaman soruşturma açılacak?

Bu adı geçenler genç hekimleri hoyratça çalıştırıp,

Anayasal suç işledikleri için ne zaman ceza alacak?

Milyonlarca sanal hastanın altında kalan poliklinik hekimlerinin durumu,

Ne zaman iş güvenliği açısından değerlendirilecek?

Gün aşırı sonsuz nöbetlerle kafayı çizen hemşireler ve sağlık çalışanları

Ne zaman uykusunda güzel bir rüya görecek?

Özel hastanelere uygulanan “60 hastalık kota” ne zaman devlet hastanelerine gelecek?

İlla yüzlerce doktorun ya da sağlıkçının sinirden stresten ve sıkıntıdan ölmesi mi gerekecek?

Bir şeyleri değiştirmek,

Bu kadar mı zor?

Çözüm var.

Ama çalışanlarınıza sormuyorsunuz!

 


Kategoriler
Köşe Yazılarım

TTB Neden Samimi Değil?

TTB Başkanı Sayın Beyazıt İlhan’ın bugün gazete manşetlerine yansıyan ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan “akademik yandaşlık” açıklaması dikkatinizi çekmiştir.

Belki açıklamaları haklıdır ancak TTB ve Sayın İlhan samimi değildir, neden mi?

Anlatayım;

Öncelikle akademik kadrolar çok azı istisna olmak üzere genellikle bugüne kadar ülke siyaseti çerçevesinde dağıtılmıştır; bugüne kadar iktidara gelen herkes bizden olan “Profesör olsun” demiştir.

Yani sol iktidarlar nasıl solcu profesörler atamışsa, sağ iktidarlar da sağcı profesörler atamıştır; buradaki esas hata; ülke olarak akademinin ne demek olduğunu topyekün anlayamamış olmamızdır.

Bundan üç yıl önce “seçimle” TTB içinde asistan ve genç uzman hekimlerin yönetici ekibine geldiğimizde Türkiye’deki ilk mecburi hizmet kongresini düzenlemiş ancak aynı ideolojileri paylaşmadığımız gerekçesiyle yönetimden yeterli desteği alamamıştık. Mecburi Hizmete ilk ve son kez itiraz eden ve genç hekimler tarafından organize edilen bu kongrede hatalı olan nedir hiç anlayamamıştık!

Ancak telkin yoluyla sonra öğrendik ki sorun TTB’nin yandaşı olmamakmış!

Aynı dönemde TTB yönetimine şöyle dedim: “sosyal medya hesapları açın, hekimlerle iletişime geçin”. Ancak bu önerim sosyal medya’nın kapitalist, ABD kaynaklı emperyalist bir girişim olması sebebiyle kabul görmemişti.

Aynı TTB’nin Kobani için ABD’ye çağrı yapması ne gariptir ne hazindir ne hüzündür öyle değil mi?

Uzman hekimlerin ve pratisyenlerin özlük hakları ve de özellikle muayenehane hakları için hiçbir adım atmayan TTB’nin; profesörler için koşa koşa Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi de işte bir o kadar samimiyetsizdir!

Son on yılda Sağlık Bakanlığı’nın birçok uygulaması hatalıdır ancak TTB bu politikalar karşısında hekimleri örgütlemeyi başaramadığı ve mantıklı bir organizasyon kuramayıp sadece ideolojiye takıldığı için daha hatalıdır!

Hekimler artık sahanın sözüne kulak veren, Türkiye’deki hekimlerin %18’nin* değil büyük kısmını temsil eden fakat ideolojik olmayıp herkesi kucaklayan,

kısacası Kobani’den** önce hekimin yanında olan bir Türk Tabipler Birliği istiyor.

Bilmiyorum ne dersiniz?

*Seçimlere girin kardeşim diyeceklere önceden yazayım geri kalan %80 ne yazık ki samimiyetsiz duruş sebebiyle ve fahiş üyelik aidatları ile bu hataya ortak olmak istemiyor.

**Hekimlerin sorunlarını çözünce Kobani’ye de gidilir Somaliye de ama esas meselemiz bu değil. İnsanlık suçlarına tabiki de karşıyız!