Kategoriler
Köşe Yazılarım

Doktorlar neden gülmez?

Mavi bir elbise vardı üstünde…

Hayata umutla bakan kahverengi gözleri,

Kıvırcık saçları,

Ve tükenmek üzere olan nefesi…

O henüz yirmi bir yaşında canlı canlı ölüyordu,

Biz yirmi üç yaşında canlı canlı yaşıyorduk,

Baharın taze çiçeklerinin,

Ege acil’de birer birer gidişini…

x x x

Sıradan bir nöbet gecesi,

Kendini en acil sayan,

Ama hiçbiri gerçek acil olmayan hastalarla doluydu acil servis…

İçinde üniversite öğrencileri olan bir otobüs,

İzmir Manisa Sabuncubeli geçidinde devrilivermişti…

112 telsizden gelen “hazır olun” mesajı kötü bir şeyler olduğunun habercisiydi…

Neredeyse tüm hekimler hemen acil servise geldi…

Neyle karşılaşacağını bilmeyen izleyiciler gibiydik…

Sessizce bekledik…

Ambulansların peşi sıra gelişini izledik…

Ne ambulanslar geç kaldı,

Ne hastanede eksik vardı,

Ama Azrail’in soğuk nefesi o gece oradaydı…

Kızılca kıyamet dedikleri bu olmalıydı…

x x x

Üzerine koca otobüs devrilmiş,

Ölümüne isyan yaşayan,

Yirmi bir yaşında gencecik bir kız…

Büyük damarları paramparça ama aklı başında…

Ve şaşılacak bir şekilde o anda hayatta…

Kan gölünde bir cerrah kanamayı durdurmaya çabalarken;

Aslında her şey için oldukça geçti…

Ve o noktada yirmi bir yaşındaki bir çiçekle konuşur gibi başladım sözlere…

Hayata güzel bir şekilde veda etmesi niyetine…

İyi misin dedim,

Gözlerini kırptı,

İyi olacaksın dedim bütün felaketin aksine,

Elini uzattı kanlı elleriyle elimi sıktı.

Aslında gerçeği o da biliyordu,

Ben de biliyordum,

Bütün dünya biliyordu…

Kötü bitecek bir filme iyi bir son yazmak gibiydi bizimki…

Son bir kez baktı gözlerimin içine,

Elveda der gibiydi…

Damarlarındaki tüm gençlik kanı o anda bitivermişti.

Kalp masajı suni teneffüs derken,

Geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkıverdi.

Gözlerin de konuşabildiğini ondan öğrendik o gece…

Ne zaman İzmir’den Manisa’ya gitsem,

Sabuncubeli’nden geçsem bu kız gelir aklıma…

Hayalleri, gözleri ve son nefesi…

x x x

Doktorlar neden gülmez,

Acil servisi birbirine katar,

En acil benim,

Ölüyorum diyorsunuz ya bazen,

İtiraf edeyim,

O an bu kızı düşünür,

Size içten içe gülerim.

Yapmayın etmeyin,

Acil servisleri gereksiz yere meşgul etmeyin.


“Doktorlar neden gülmez?” için bir yanıt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir