Kategoriler
Köşe Yazılarım

Sussam gönül razı değil, söylesem belki tesiri olur!

Hastanelerde, bir anlamda küçük köyler de yaşıyoruz…

Çoğu zaman, dinlenmediğimiz, aldırış edilmediğimiz yöneticilerin ya da idarecilerin hegamonyasındayız… 

İyileri tenzih ediyorum ama oturduğu koltuğu dolduramayanlar da az değil!

Bunlar buralara geçen yıllar içinde nasıl geldi, sormuyorum, farkındasınızdır (!)

xxx

Hadi yine köylere dönelim…

Ve soralım…

Köylerde gençlere ne kadar söz hakkı veriliyor? Cevap basit: hiç verilmiyor. Hadi diyelim bir cengaver çıktı muhtarlığa aday oldu kazandı. Bu sefer ne oluyor? Ona alacağı kararlarda kim destek oluyor? Ekibi kimlerden oluşuyor? “İhtiyar Heyeti’nden” (!)

Hayda…

Kısacası, Türkiye’de gençler karar mekanizmalarından daha en başında çıkarılmış. Hatta kavramsal olarak bile yoklar. Ancak rakamlar böyle demiyor. TÜİK verilerine göre: İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin ortanca yaşı 29.1; belde ve köylerde ikamet edenlerin ortanca yaşı ise 29.8 ve Türkiye’de nüfusun yarısı 29 yaşından küçük (!). Basit bir hesapla bu nüfusun yarısının seçme hakkı olsa, mecliste en az 150 genç vekil bulunmalı. Kaç vekilimizin yaşı 29’dan küçük. Bildiğim kadarıyla bir (!)

Bu bağlamda küçük bir öneri sunuyorum…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti çağı yakalamak ve hatta geçmek istiyorsa, “atılıma” mani olan zihniyetlerden kurtularak, dinamik ve yaratıcı gençlerin önünü açmalıdır. Toplumsal refah ve kalkınma, ancak yeni fikirlerin hızla uygulamaya geçilmesi ile mümkün olabilir. Bu bilinçle, genç hekimler de sağlık alanında eğitsel, bilimsel ve idari anlamda, karar mercilerinin yetkin kişileri olmalıdır. 

Özellikle bazı üniversitelerde yerleşen, nice genç hekimin akademisyenlik hayatını sadece kişisel menfaatleri sebebiyle engelleyen, ufukları hazır makaleyi tercüme etmekten ileri gitmemiş, taş üstüne taş koymamış, ilimde bilimde memlekete katkı sağlamamış, statükocu oligarşik grup ya da grupların, daha fazla genç hekimin geleceği ile oynamasına izin verilmemelidir. 

Bilim yapmak isteyen genç hekimler, hatta öğrenciler teşvik edilmeli, kendini geliştirmek adına dünyanın her neresine gitmek isterse istesin, devlet tarafından karşılıksız bir şekilde desteklenmeli, yaratılan bilimsel çıktı alttan gelen genç nesli motive etmek için kullanılmalıdır. Bu temenniler gerçek olursa, Türkiye’nin birkaç on yıl içerisinde dünyanın bilim merkezi haline gelmesi imkansız değildir. 

İdari anlamda da, Türkiye’nin sağlık alanında stratejik vizyonunu belirleme, hizmet faktörlerinin değerlendirilmesi ve sağlık politikaları üretilmesi konularında, genç hekimlerin aktif rol oynaması elzemdir. Bunun en güzel örneği, kamuoyunda aylardır tartışılan yasal düzenlemelerde görülebilir. Bu düzenlemeler esasında, tartışmayı götüren muhattaplarından çok, önümüzdeki 20 – 30 yıl bu düzenlemeler çerçevesinde hizmet edecek genç hekimleri etkileyecektir. Ancak, bu düzenlemeler yapılırken hiçbir genç hekimin görüşü alınmamıştır. Bu bağlamda, gerek Sağlık Bakanlığı, gerek Yüksek Öğretim Kurulu, gerek üniversiteler, gerekse devletin tüm organlarının en stratejik noktaları, kıdemli hekim ve kişilerin rehberliğinde, genç hekim ve gençlere korkusuzca emanet edilmelidir.

Unutmayın! Gelecek, gençlerine güvenenlerin ve onlara yatırım yapanların olacaktır.

Korkmayın!


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir