Kategoriler
Köşe Yazılarım

Tıp Eğitimi Yeniden

Bu satırları yazıyorum. Eğitimci değilim, ama bu satırları okuyan en az sizler kadar çok eğitildim. Diğer bir deyişle 6 yaşımdan bu yana evden çıkış sebebim olan, eğitim almak değişmedi. Bu kadar eğitime maruz bırakılan bir grup eğitimden anlamaz mı? Bence anlar. Neden mi anlar? Çünkü bir hocaya notunu en iyi öğrencileri verir. Tıp fakültesi sıralarında hangimiz şu hoca çok iyi, bu hoca felaket demedik ki? Işık saçan hocalar amfilerde merdivenleri bile doldururken, sırtını bize dönüp slayt okuyanlara içimizden sövmedik mi? Durum böyleyken fikrinin alınması gereken ciddi bir grubun yani bizlerin önemi ortada.

Tıp fakültesindeki eğitimle başlayalım; kimi fakülteler donanımlı bir pratisyen hekim yetiştirmeyi amaç edinirken, kimi fakülteler Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda başarıyı amaç ediniyor. TUS şu anki haliyle önemli bir konu kabul etmek gerek, ancak kırsalın ve 1.basamağın gereklerine yetkin bir hekim yetiştirirken, aynı zamanda bu hekimin Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı kazanmasını sağlayamaz mıyız? Bunun gerçekleşmesinin yolu TUS sınavının değiştirilmesinden geçer. TUS 1 kere girilen değil, 6 yıllık tıp eğitimi boyunca 4 kez girilen bir sınav olursa bu sorun çözülür. Bu sınavlar 3.yılın sonunda, 4. yılın sonunda ve 5.yılın sonunda olmak üzere 3 kez teorik; 5.yılın başında 1 kez pratik sınav şeklinde yapılabilir. Pratik sınavda öğrenci sahip olması gereken temel becerileri (ulusal anlamda standartlar oluşturulup) madde madde yapabiliyor mu ona bakılabilir. Yoksa herhangi birinin insiyatifinde pratik sınav puanlaması yapılması da doğru değildir çünkü adil olmaz. Bu sebeple pratik sınavda da mutlaka standardizasyon sağlanmalıdır.

Şahsi düşüncem Türkiye’de tıp eğitiminin 5 yıla indirilmesidir. 6. yılın etkinliği günümüzde kalmamıştır. Çünkü intern doktorluk, ayak işi yapmaya eşdeğer kılınmıştır. 6. yıl, tıp fakültesi yerine; 2.basamak devlet hastanesi ve 1.basamak sağlık kuruluşunda değerlendirilmelidir. Hem de isteyen kendi memleketinde isteyen üniversitesinin bulunduğu şehirde bu süreyi geçirmelidir. Bu genç hekimlere reçete yazma yetkisi ve sorumlulukta verilmelidir. Tüm bu süreci eksiksiz, kaçmadan tamamlayan bir öğrencinin uzmanlık sınavına girme hakkı olmalı ve TUS sınavı toplam puanın en fazla %30’nu oluşturmalıdır. Mecburi hizmet atamaları da TUS hariç 5 yıllık eğitim içinde girilen sınavların puanlarına göre adil bir şekilde yapılmalıdır. Böylelikle hem hak hem de adalet sağlanabilir ve üniversitelerde daha nitelikli eğitim verilmesinin yolu açılabilir.

Sizlerin de bu konudaki görüşlerini bekliyoruz.

Dr.M.Özgür NİFLİOĞLU

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları

www.asistanhekim.org editörü

drozgur@asistanhekim.org

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir